biŞantiye

Dolmabahçe Sarayı`nın Mimarisi

07.02.2022
91
Dolmabahçe Sarayı`nın Mimarisi

İnşa Edilmeden Önceki Süreç

400 yıl önce Dolmabahçe Sarayı’nın yer aldığı alan Osmanlı Kaptan-ı Derya’sının donanma gemilerini bulundurduğu bir koy olarak bilinmekteydi. O zamanlar bu koyda denizcilik törenleri düzenlenmekteydi. Ancak bir zaman sonra bataklık şeklini almaya başladı. 17. yüzyılda ise koy doldurulmaya başlandı. Doldurulma işlemi tamamlandıktan sonra bu koy Hasbahçe ismiyle anıldı. O dönemin padişahları bu alanı dinlenme ve eğlence amaçlı kullanmıştır. Zaman içinde bölgeye inşa edilen köşkler ve kasırlar sebebiyle Beşiktaş Sahil Sarayı olarak da anıldı. (Dolmabahçe Sarayı inşasına başlanılmadan önce Evliya Çelebi, bu bölgede Osmanlı Devleti padişahlarından Yavuz Sultan Selim’in bir köşk inşa ettirdiğini kaynaklarında geçirmekteydi.)

Dolmabahçe Sarayı

1842 yılında I. Abdülmecit tarafından inşa ettirilen ve 1853 yılına kadar inşası devam eden Dolmabahçe Sarayı, Abdülmecit tarafından hem barınmak için hem de resmi işler için kullanılmıştır. Osmanlı Devleti padişahlarından Abdülaziz de burada yaşamıştır. Ancak her iki padişahta burada çok fazla süre kalmamıştır. Dolmabahçe Sarayı, Cumhuriyet’in ilan edilmesi sonrası Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı Konutu olarak kullanılmıştır. Osmanlı zamanında inşa edilmesi, Cumhuriyet’in ilanı sonrası Cumhurbaşkanlığı Konutu olması ve Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrıldığı yer olması bakımından, Türk milleti için son derece büyük bir öneme sahiptir. Osmanlı’nın ilk modern sarayı olan Dolmabahçe Sarayı, Sultan Abdülmecid’in isteği üzerine mimar Balyan kardeşlere yaptırıldı. 1843’te başlayan inşaat 1853’te tamamlansa da o tarihte devam eden Kırım Savaşı sebebiyle ancak 3 yıl sonra açılabildi.

Dolmabahçe Sarayı’nın Mimarisi

Deniz tarafından görünüşü batılı olmasına karşılık, bahçe tarafı yüksek duvarlarla çevrili ve ayrı ayrı birimlerden oluşması itibarıyla doğulu görünümündeki Dolmabahçe Sarayı, 600 m uzunluğunda mermer bir rıhtım üzerinde inşa edilmiştir. Mabeyn Dairesi’nden Veliahd Dairesi’ne kadar olan uzaklığı 284 m’dir. Bu mesafenin ortasında yüksekliğiyle dikkat çeken Merasim (Muayede) Dairesi bulunur.

Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Sarayın temelleri kestane ağacı kütüklerinden yapılmıştır. Deniz tarafındaki rıhtımın yanı sıra kara tarafında da birisi çok süslü iki abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır. Büyük, 56 sütunlu kabul salonu 750 ışıkla aydınlanan, İngiliz yapımı 4,5 tonluk muazzam kristal avizesi ile ziyaretçilerin ilgisini çeker.

Sarayın giriş tarafı Sultan’ın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştı. İç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkârlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir. Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tonlarına sahiptir. Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır. Meşhur Hereke ipek ve yün halılar, Türk sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidir. Avrupa ve Uzak Doğu’nun ender dekoratif el işi eserleri sarayın her yerini süsler. Sarayın pek çok odasında kristal avizeler, şamdanlar ve şömineler bulunur.

Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu bu saraydadır. 36 metre yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4,5 ton olan devasa kristal avize asılı durur. Önemli siyasi toplantılarda, tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya kalorifer ve elektrik sistemi 1910 ila 1912 yılları arasında, Sultan Mehmet Reşad döneminde eklendi. Altı hamamdan, selamlık bölümünde olanı, oymalı alabaster mermerleri ile dekorludur. Büyük salonun üst galerileri orkestra ve diplomatlar için ayrılmıştır.

Dolmabahçe Sarayı yaklaşık olarak 250.000 m²’lik bir alanda yer almaktadır. Saray, müştemilatının neredeyse tamamıyla birlikte deniz doldurularak, bu zemin üzerine 35–40 cm. çapında, 40–45 cm. aralıklarla meşe kazıklar çakılarak üzerine takviye edilmiş yatay hatıllarla bütünleştirilmiş 100–120 cm kalınlığında oldukça sağlam horasan harçlı döşek (radyejeneral) üzerine kâgir olarak inşâ edilmiştir. Kazık boyları 7 ile 27 m arasında değişmektedir. Yatay peşteban hatıllar ise 20 x 25-20 x 30 cm dikdörtgen kesitindedir. Horasan döşekler esas kütlenin 1–2 m dışına taşacak şeklinde oluşturulmuşlardır. Yıktırılan eski sarayların temel döşekleri tamir ettirilerek yeniden kullanılmıştır. Gayet sağlam olduklarından, hiçbiri tasman yapmamış, çatlama ve yarılma olmamıştır.

Sarayın temel ve dış duvarları, masif taştan, bölme duvarları harman tuğlasından, döşeme, tavan ve çatılar ahşap olarak yapılmıştır. Beden duvarlarında takviye amacıyla demir gergiler kullanılmıştır. Masif taşlar, Haznedar, Safraköy, Şile ve Sarıyer’den getirilmiştir. Stuka mermerle kaplanan tuğla beden duvarları, somaki mermer plak veya kıymetli ağaçlardan faydalanılarak lambrilerle örtülmüştür. Pencere doğramaları meşe kerestesinden yapılmış, kapılar maun, ceviz veya daha kıymetli kerestelerden imal edilmiştir. Çıralı çam keresteler Romanya’dan, meşe dikme ve hatıllar Demirköy ve Kilyos’tan, kapı, lambri ve parke keresteleri de Afrika ve Hindistan’dan getirtilmiştir.

Alttan kızdırmalı alaturka stilinde inşa edilen kâgir kubbeli hamamlarda Marmara mermeri, Hünkâr hamamında ise Mısır alabaster cevheri kullanılmıştır. Pencerelerde özel imalatla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camlar kullanılmıştır. Özellikle padişahın kullanımında olan yerlerdeki duvar ve tavan süslemeleri diğer mekanlardakilere nazaran daha fazladır. Çatılarda toplanan kar ve yağmur suları dere ve oluklarla kanalizasyona bağlanmıştır. Kanalizasyon şebekesi kâfi miktarda borularla kurulmuş, atık sular çeşitli işlemlerle temizlenerek, dört ayrı yerden denize akıtılması sağlanmıştır.

Osmanlı mimari kültürüne uygun ama Avrupa stilinde inşa edilen yapıda, pek çok teknoloji de ilk kez kullanıldı. Yalnız salonu çevreleyen 56 sütunun bir sırrı var. Kaideler üzerinde yükselen ve salonun görkeminin en büyük kaynağı olan bu sütunlar, dokunduğunuzda hissettiğiniz ya da inceleyince gördüğünüz gibi mermer değil. İnşası sırasında, plandaki mermer sütunların denizin doldurmasıyla oluşturulmuş zemine ağır geleceğini ve sarayın yıkılmasına sebep olacağını ön gören Baylan Kardeşler, planda biraz değişikliğe gitti. Meşe ağacından yapılan taşıyıcılar kireç külleri ve başka karışımlar ile sıvanıp incelikle boyanarak mermer görünümü, hatta dokusu elde edildi.  Ayrıca, salonun görüntüsünü kaloriferle bozmak istemeyen mimarlar, bodrumdaki ısıtma tesislerinde elde edilen sıcak havayı aynı sütunlarının kaidelerine yerleştirilen ızgaralardan içeriye vererek bu sorunu da çözdü.

Sarayda bulunan Camlı Köşk, Padişah’ın halkı izlediği ve orduyu denetim altına aldığı tek bölümdür. Camlı Köşk Halit Ziya Uşaklıgil’in de dediği gibi ‘’Sarayın dış dünyayı izlediği göz’’dür.

Kaynakça:

https://www.eliteworldhotels.com.tr/blog/tum-turkiyenin-kalbinde-ayri-bir-yeri-olan-dolmabahce-sarayinin-hikayesi.3349.aspx

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/istanbul/gezilecekyer/dolmabahce-sarayi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Dolmabah%C3%A7e_Saray%C4%B1

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2019-2022 biŞantiye | Tüm hakları saklıdır.