İshak Paşa Sarayı

27.05.2022
186
İshak Paşa Sarayı

İshak Paşa Sarayı

Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde sarp kayaların tepesinden yemyeşil bir ovaya bakan İshak Paşa Sarayı, Türkiye’nin en önemli kültürel miraslarından biridir. Konumu nedeniyle bir kartal yuvasını andırır. Dillere destan manzarası, çeşitli üslupları barındıran mimarisi, eşsiz taş işçiliği ve tam 99 yıl süren inşaatıyla, sanki masallara ait bir yapıdır. Dünya’nın ilk kaloriferli binası ve Lale Devri’nin son anıtsal yapısı olmak gibi birçok simgesel özelliğe de sahiptir.

İshak Paşa Sarayı’nın görkemli binasının kuzeybatı köşesindeki kapısından içeri girip 21 basamaklı merdivenlerden iner inmez zindan karşıma çıkıyor.

Doğubayazıt’a 8 km mesafede, ovaya hâkim dik bir tepe üzerinde bir masal dünyasından fırlamışçasına, tüm heybetiyle görenleri kendine hayran bırakan İshak Paşa Sarayı, içine girdiğimiz andan itibaren büyüleyici atmosferi ve efsaneleri ile bütün ruhumuzu sarıp sarmalıyor. Saray, kitabesinden anlaşıldığı üzere 1784 yılında Çıldıroğulları’ndan II. İshak Paşa döneminde yaptırılmış. Osmanlı mimarisinin, Anadolu’da günümüze ulaşabilen tek saray yapısı olarak kabul ediliyor.

7600 m2’lik bir düzlem üzerine oturtulan saray, üç tarafı sarp dik bir tepe üzerinde inşa edilmiş. Sarayın, bazı bölümleri tek, bazı bölümleri iki, bazı bölümleri ise üç katlı ve iki büyük avlu çevresinde oluşturulan bölümlerden meydana getirilmiş. Sarayın 366 odası var. Saray öylesine büyük ki, içinde barındırdığı cami, divan odası, fırın, mutfak, ahırları ve hamamıyla sanki küçük bir şehir… Topkapı sarayına benzetenler de var. Konumu, görkemli mimarisi, anıtsal tak kapıları, taşa hayat veren motifleriyle tam bir sanat abidesi.

İshak Paşa Sarayı’nı, IV. Murat’ın İran seferinde sağ kolunu kaybettiği için ‘çolak’ lakabıyla anılan, Doğubeyazıt Sancak Beyi Abdi Paşa inşa ettirmeye başlamış. Ancak 1685 yılında başlayan inşaat, sonraki sancakbeyleri Abdulfettah Efendi ve Mahmut Paşa döneminde sürse de, tam 99 yıl sonra Çolak Abdi Paşa’nın oğlu olan Çıldır Valisi İshak Paşa tarafından 1784’de tamamlanabilmiş.

İshak Paşa Sarayı, inşaatının 99 yıla yayılması, bu uzun süreçte öne çıkan sanatsal akımların değişmesi ve bulunduğu bölgenin kültürel özellikleri nedeniyle farklı mimarı üslüpları barındırır. Planında Osmanlı saray geleneğini korunmuş olsada, Selçuklu ve Fars (İran) mimarisinden özellikler taşır. Barok ve rokoko stilinde Batı tipi süslemelere de sahiptir. İshak Paşa Sarayı farklı medeniyetlerin tarzlarını harmanlamasıyla, sanat tarihinde modern bir yapı olarak değerlendirilir. Bununla birlikte, baskın mimari karakteristikleri geleneksel Selçuklu sanatının etkisindedir.

Sarayın dikkat çekici özelliklerinden biri de saraydaki ısıtma yöntemi. Şöyle ki; ocaklarda ısıtılan sıcak suyun, toprak künkler vasıtasıyla yapı içerisinde dolaştırılmasıyla bir nevi kalorifer sistemi oluşturularak iç mekânların ısıtılması sağlanmış. Özellikle bölgenin iklim koşulları da göze alındığında, o dönem itibarıyla ne kadar ileri bir ısıtma sistemi olduğu bugün hâlâ şaşkınlık ve hayranlıkla karşılanıyor

Sarayın iki büyük avlusu var. Birinci avludan ikinci avluya Gotik tarzda anıtsal taç kapıdan geçiliyor. Taç kapı başta olmak üzere, sarayın birçok bölümünde ve mezarlığında sıkça işlenen ve uzun ömrü temsil eden servi ağacı motifi gibi kabartma tekniği ile yapılan değişik figürler, geleneksel Türk – İslam sanatının güzel örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.

Kime ait olduğu bilinmemekle beraber İshak Paşa’nın yattığı düşünülen sekizgen planlı türbe, hareketli cephesiyle dikkat çekiyor. Ayrıca avluda, bölge halkı arasında ‘süt çeşmesi’ olarak bilinen, bir musluğundan süt, bir musluğundan su aktığı söylenen bir çeşme bulunuyor. Çeşmenin üzerinde, su ile gül arasındaki aşkı sembolize eden bir damla motifinin içinde kıvrık dal ve yapraklarla birlikte işlenmiş gül motifi oldukça ilgi çekici detaylardan biri.

Saraya 500 metre uzakta bulunan, büyük İslam âlimlerinden ‘Memu Zin’ adlı eserin sahibi Şeyh Ahmedi Hani’nin türbesi ve yanı başındaki cami de bölgede en çok ziyaret edilen inanç turizmi merkezlerinden biri olma özelliğini taşıyor.

Attığımız her adımda tarih, baktığımız her bir köşesinde sanat, incelediğimiz her bir motifte Türk – İslam kültürüyle yoğrulmuş Selçuklu sanatının geleneksel örnekleri karşısında hayran kalıyor ve büyüleniyoruz. Ahıskalı ustalar tarafından kesme taş kullanılarak inşa edilen İshak Paşa Sarayı’nın taş işçiliği dünyanın en iyi örnekleri arasında gösterilir. Sarayın süslemelerinde Batı’daki rokoko ve barok stillerine de yer verilirken, özellikle kapılarında Selçuklu sanatı öne çıkar. İshak Paşa Sarayı’nın kapılarında, Selçuklu üslubunda bitki motifleri dikkat çeker. En başta anıtsal taç kapı olmak üzere, sarayın farklı noktalarında ve mezarlığında uzun ömrü simgeleyen selvi ağacı kabartmaları bulunmaktadır. Sarayın en ünlü motifi, bereket, ölümsüzlük ve cenneti simgeleyen, yapının farklı noktalarında görülebilen hayat ağacıdır.

İshak Paşa Sarayı’nın tek kubbeli camisinin dışında da geometrik ve bitkisel kabartmalar görülmektedir. Sarayın kuzey cephesindeki dört konsol ise kanatlı ejder, aslan ve insan motifleri ile bezelidir. İshak Paşa Sarayı’nın duvarları da ayet ve beyitlerle süslenmiştir.

 

https://www.temizmekan.com/dunyanin-ilk-kaloriferli-binasi-turkiyenin-ikinci-buyuk-sarayi-ishak-pasa-sarayi/

https://www.youtube.com/watch?v=4PRepyLCxIY

http://www.yapi.com.tr/haberler/ishak-pasa-sarayinda-merkezi-isitma-sistemi-izleri_188735.html

https://www.kulturportali.gov.tr/portal/agri-nin-gozdesi–ishak-pasa-sarayi

https://agri.ktb.gov.tr/TR-122247/ishak-pasa-sarayi.html

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2019-2024 biŞantiye | Tüm hakları saklıdır.