biŞantiye

Sektörün Öncüleri İle biSohbet’21

Sektörün Öncüleri İle biSohbet’21

Öğrenci ve yeni mezun meslektaşlarımıza her zaman destek olmayı kendine ilke edinen biŞantiye Ailesi olarak 2.sini düzenlediğimiz  Sektörün Öncüleri’21 de alanlarında uzman olan değerli konuşmacılarımız ile etkinlik düzenledik. 01.02.2021 Tarihli 2.Oturumda Jeofizik Yüksek Mühendisi Doğan KALAFAT’a Deprem alanında sorulan soruları ve cevapları  sizlerle paylaşmak istedik. Yayının tekrarını biŞantiye Youtube kanalımızdan da izleyebilirsiniz. Youtube izleme linki

Sektörün Öncüleri İle biSohbet’21

1.) Kandilli Rasathanesi’nin aslında göründüğünden farklı olarak deprem dışında çoğu alanla iletişimi bulunmaktadır. Bu alanlar nelerdir?

Cevap: Kandilli Boğaziçi Üniversitesine bağlıdır. Rektörlüğün altında enstitü olarak çalışan bir birimdir. 3 tane ana dalımız bulunmaktadır. Bunlar; jeodezi, deprem mühendisliği ve jeofiziktir bölümleridir. Burada yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapılmaktadır. Yani İngilizce sınavına giriyorsunuz eğer kazanamazsanız bilim sınavından belli bir notu alırsanız o not üzerinden başlıyorsunuz ve ingilizce hazırlığa devam ediyorsunuz. İngilizce hazırlığı geçtikten sonrada bizim bu üç bölümümüzde master yapma ve doktora yapma hakkına sahip oluyorsunuz. Bu tamamen araştırma ile ilişkili bir birimdir. Bunun dışında merkezlerimiz de vardır. Bunlar operasyonel merkezler yani sürekli 24 saat operasyon yapan merkezlerdir. Bunların en önemlisi bölgesel deprem tsunima izleme merkezidir. Bu merkez bütün Türkiye çapındaki sismik istasyonların alan sorumluluğunu üstlenmiş durumdadır ve 7/24 görev yapmaktadır. Bir depremden hemen sonra hızlı şekilde uzman arkadaşlarımız depremi değerlendirerek bunun ilgili olan kurumlara otomatik olarak gönderilir.

2.) Kandilli kurucusu Fatin Gökmen neden şuan ki rasathane kurumu seçiyor?

Cevap: Bildiğiniz gibi rasathaneler ağırlıklı olarak yükseklerde, zirvelerde oluyor. Zirvelerde olmasının nedeni hem şehirden uzak hem de yükseklerde olması ışık kirliliğinden uzak olması, sakin olmasından dolayı seçilmektedir.

3.) Yaklaşık 252 tane lokasyonda deprem istasyonlarınız var. Bunların çalışma prensiplerinden ve iş takibinden birazcık bahseder misiniz?

Cevap: Deprem istasyonu ağırlıklı olarak sağlam zeminlerde ve gürültüden uzak yerlerde kurulmasını arzu ediyoruz. Nedeni de tamamen yer içerisinden gelen sismik sinyalleri kaydetsin ama onun dışında insan kaynaklı doğal olmayan gürültüleri kaydetmesin, sismik kaydımız doğru olsun.

İstasyonun içerisinde beton tabandan bağımsız bir pilye yapıyoruz. Bu pilyenin içerisinde sensörü deprem algılayıcı üniteyi koyuyoruz. 30 cm boyunda 20 cm çapında bir algılayıcıdır. Bir nevi bunu pandül, sarkaç olarak da düşünebilirsiniz. Bir yay var bunun kütlesi vardır. Bir deprem olduğu zaman bu kütle salınacak elektromotor kuvveti oluşuyor. Belli yükselteçlerle modeme geliyor. Modemden de direk olarak kandilliye, modemler vasıtasıyla gönderiyoruz.

Güneş panelleri de kullanarak akü vasıtasıyla enerjisini sağlamaktayız.

4.) 5.5 üstü depremlerde merkezlerde tsunami çağrısı yapıyorsunuz. Ve bunu 8 dk içinde yapmamız gerekiyor. Neden 8 dk?

Cevap: Eğer depremin kaynağı yerleşim yerlerine yakınsa örneğin Marmarayı düşünün. Marmara da depremin olabileceğini öngörüyoruz. Ama bu hiçbir zaman kestirim değildir. Bir depremin önceden belirlenebilmesi için depremin nerede, ne zaman ve ne büyüklükte belli hata payı içerisinde bilinmesi gerekir. Depremin kaynağı çok önemlidir. 8 dk’nın sebebi; yakın bir kaynaksa, bu yakın kaynakta yıkıcı dalgalar ortalama 7-8 sn’de gelmesi ile biz erken uyarı veremeyiz. Çünkü 7-8 sn’ de hiçbir şey yapılmaz. Ama bu sırada mühendislik yapılarının örneğin doğalgaz varsa doğalgaz vanalarının otomatik olarak kapanması ve elektrik trafolarının devre dışı kalması gerçekleşir. Bir büyük deprem sonunda meydana gelecek olayların minimuma indirilmesi ve doğal yaşama hızlıca geçilmesi için yapılır.

5.) Kandilli ile AFAD deprem bilgilendirme paylaşımları arasında büyüklük ve derinlik bakımından ufak farklar oluşuyor. Bunun temel sebebi nedir?

Cevap: AFAD ile Kandillinin istasyonları farklı yerdedir. AFAD ağırlıklı olarak sizlerin daha iyi bildiği ivme kuvvetli yer hareketi kayıtçıları da çalıştırmaktadır. Kuvvetli yer hareketi kayıtçıları ağırlıklı olarak şehir merkezlerinde farklı jeolojik birimlerde bulunur.

Kısaca temel sebepleri; istasyon yerleri farklıdır, istasyonun zemin koşulları farklıdır, istasyonda kullanılan büyüklüklerle ilişkili kullanılan manyetik denklemleri farklıdır, istasyonların altındaki kabuk yapısı ve hız yapısı farklıdır.

AFAD aslında farklı veriyor bunlar aslında normaldir. Kandilli daha eski bir kurumdur. Biraz daha güçlü yapısı vardır.

6.) Sizce halkımız deprem konusunda ne kadar bilinçlidir?

Cevap: Deprem ile mücadele bir zincirin halkaları gibidir. Merkezi yönetim, yerel yönetim, STK’lar, dernekler vb. zincirin halkaları çoktur. Bu zincirin halkalarından birkaç tane kopardığınızda afetle mücadele edemiyorsunuz.

Halkımız yeterince bilinçli durumda değildir. 2004 yılında can kaybı sayısı fazla, 2020 yılında da fazladır. Bunun sebebi de; toplumun afetlere hazırlıklı olmamasıdır ve depreme dayanıksız binalarda oturmalarıdır. Toplumu bilinçlendirmek çok önemlidir. Deprem öncesi ve sonrası ne yapılması gerektiği ile ilgili muhakkak hazırlıklı olmalıyız.

7.) İnsan kaynaklı patlamaları istasyonlarınız deprem olarak algılayıp şiddetinden ve hareketinden sizin merkezlerinizde ekranınıza yansımaktadır. Peki bu insan kaynaklı patlamaların çevredeki zeminleri nasıl etkilemektedir?

Cevap: Deprem dalgası daha derinden gelir. Yaklaşık olarak Türkiye’de 10-15 km derinlikten gelir. Fakat patlatma dediğimiz olay bildiğimiz gibi yüzeydedir. Dolayısıyla bir dinamik (amonyumnitrat) belli aralıklar ile delinir. Ağırlıklı olarak taş ocaklarında ya da maden ocaklarında belli şekilde delinir. Dinamik lokalları yerleştirilir ve patlatılır. Bu patlatma sırasında enerjinin büyük bir kısmı atmosfere gider. Patlatmalarda ki odak derinlikleri çok sığdır. Birinci kural budur. İkinci kural ise meydana getirdiği sismik dalgalar tektonik kaynaklı sismik dalgalar gibi değildir. Yani ilk gelen dalga “P dalgası” güçlü olsa dahi ikinci gelen “S dalgası” (enine dalgalar) çok minimumdur. Yani s dalgasını patlatma kayıtlarında göremezsiniz.

Patlatmalar gün içerisinde ve belli saatlerde yapılır. Eğer derinlikleri “0” ise bilin ki bunlar patlatmadır.

8.) Van depreminin yapay deprem olduğu söyleniyor. Bu bir şehir efsanesi midir yoksa gerçeklik payı var mıdır?

Cevap: Evet şehir efsanesidir. Çünkü: Van depremi tektonik depremdir. Gömülü bir faydır. İki tektonik levhanın kıta kıta küçük levha halinde veya küçük kıtacık levhanın birbiri ile çarpıştığı, sıkıştığı bir alandır. Dolayısıyla o anda bur tür bindirme tür bindirme depremi olması mümkündür. Bizim buradaki en büyük kaybımız küçük bir deprem bekleyip, büyük bir deprem ile karşılaşmamızdır. Van da ki deprem 300-350 yılda bir tekrarlanan bir depremdir. Bu tür depremler çok büyük enerji açığa çıkarmaktadır.

9.) İkinci derece deprem bölgesi kalktı mı?

Cevap: Evet kalktı. Deprem bölgelendirme haritası zamanla hem tektonik hem de Türkiye diri fay haritası zaman içerisinde yeni veriler gedikçe revize ediyor ve değişmektedir.

2018 de yeni Deprem tehlike haritası yapıldı. Ağırlıklı olarak da bu haritanın temelinde zemin özelliklerini belirterek yapı ile ilgili tasarım yapanların daha sağlıklı bina yapmaları için yapılmıştır.

10.) Yapıların altında bulunan rayların avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Cevap: Dezavantajı yoktur. Avantajlıdır. Raylı sistemler veya körüklü sistemler diyelim. Kolonlara yerleştirilir. Bunlar deprem anında deprem dalgasını yutarlar. Bir şekilde absorbe ederler. Hem binanın salınımını azaltır hem de deprem dalgasını yutar. Ama yüksek katlı binalarda bu olur. Üst katlar biraz daha sallanır. Orda da yapılması gereken yapısal olmayan tehlikelerin sabitlenmesidir.

Bu raylı sistem genellikle şehir hastanelerinde yapılır. Olumludur. Maliyeti %15-17 gibi arttırır. Teknoloji olarak bizde çok kullanılmamaktadır.

11.) Deprem izolatörlerinin deprem şiddeti dayanım sınırı var mıdır? İzolatörler ne kadar etkilidir?

Cevap: Türkiye’deki depremler 9.0 üzerinde olmadığı için deprem izolatörleri bizim depremlerimize dayanabilir. Şehir hastanelerinde kullanıyoruz. Bunu kullanmamızın sebebi herhangi bir depremde biz devre dışı kalmayalım, deprem parametreleri ile bir olumsuzluk yaşamayalım diye kullanıyoruz.

İzolatörlerin boyutları, çapları önemlidir. kolon altına konulacak olduğundan miktarı çok önemlidir.

Bilgilerini bizlerle paylaştığı için  Jeofizik Yüksek Mühendisi Doğan KALAFAT hocamıza şükranlarımızı iletiyoruz…

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2019-2021 biŞantiye | Tüm hakları saklıdır.